22 Kasım 2004 Pazartesi
Yiğidi öldürmeden hakkını vermek
Bir önceki yazımda sayın Ersun Yanalı yargısız infaz etmediğim için değerli okurlarımız beni bilgisizliğe varıncaya kadar suçlayan yorumlarda bulundular. Bu yazımda onlara neden böyle bir yazı yazdığımı açıklamaya çalışacağım. 1. Ersun Yanalı sonuna kadar destekliyorum çünki milli takımımı seviyorum ve devamlılıktan yanayım. Eğer Şenol Güneş basındaki bir kaç yazarın seviyesiz eleştirilerine bakım istifa etseydi Dünya üçüncülüğünü rüyamızda görürdük. Ersun Yanalı eleştiririm fakat kesinlikle infaz etmem. Bu ona ve bugüne kadar Türk futboluna verdiği emeklere saygısızlık olur. Benim için emeğe saygı kişiliğe saygıdan daha önce gelir. 2. Ben Tranzonlu değilim sadece Tranzonspor takımını seviyor ve izliyorum. Bu sayfada fikirlerimi insanlarla paylaşmamı sağlayan Hadi Özışık beyede tekrar teşekkürler. 10 yaşına kadar Fenerbahçeyi tutuyordum fakat Trabzonsporun yabacısız şampiyon olduğu yıllar benim Trabzonspora sempati duymamı sağladı. 20 yıl sonrada aynı hisleri taşıyorum çünki Trabzonspor hala içinde en iyi yerli futbolcu barındıran ve üreten bir futbol takımı. 3. Şenol Güneşi Trabzonlu diye desteklemedim. Sadece güzel şeyler yapmaya çalıştığına inandığım için destekledim. Adam gibi adam olduğu için destekledim. Iyi yerli tekniikm direltörlerimizden birisi olduğu için destekledim. Aynı sebeplerlede Ersun Yanalı destekliyorum, gelişine karşı çıkmış olmama rağmen. 4. Yiğidi öldürmeden hakkını veririm. Bizim ülkemizde nice insanlar suçsuz yere asılmıştır. Bu bizim toplum olarak en büyük eksikliğimizdir. Bizim toplumumuz kadar kendi insanını gereksiz yere yücelten ve yerin dibine batıran başka bir toplum yoktur. Turgut Özal, Adnan Menderes, Deniz Geçmiş, ve Nazım Hikmet bunlardan sadece bir kaçı. Bana göre bu insanımıza yaptığımız bir iki yüzlülüktür. Hep yiğidi öldürdükten sonra hakkını veririz. Önce yüceltiriz, şımartırız, sonra asarız, en sonunda da hakkını vermek adına görkemli büstler ve anıtlar yaparız. Artık yiğidin hakkını öldürmeden vermeliyiz. 5. Hep objektif olmaya çalışırım. Diğer konularda yazarken Trabzonspor şapkamı çıkarırım. Sonuçta bir okurumun dediği gibi insanların zamanını monton ve taraflı yazılarla çalmak istemem. Sadece daha objektif olabilmek adına hiç bir zaman yazımı maç biter bitmez yazmam. Sadece spor yazmaya çalışan bir spor yazarı olmaya çalışırım. Yeri yerinden oynatan bir spor yazarı olma hayalinde de değilim. Mesleğim gazetecilik değil eğitimcilik. İşte bu sebeplerle sayın Ersun Yanala destek verdim. Çok ucuz bir şekilde katledilmesini kendi çapımda engellemeye çalıştım. Bu ülkede Ersun Yanallar, Fatih Terimler, Şenol Güneşler, Turgut Özallar, Nazım Hikmetler, Necip Fazıllar ve daha niceleri kolay yetişmiyor. Bu insanlar bizim öz değerlerimiz. O yüzden yetişmiş insanlarımıza fikirleri ne olursa olsun sahip çıkmalıyız diye düşünüyorum. Gelelim Trabzonspor – Fenerbahçe maçına. Maçın kahramanları kaleciler ve Alex idi. Petkoviç iki goldede hatalıydı. Iki golüde kendisi yarattı. Alexin nasıl orta yaptığını çoluk çocuk bile bilirken topa çıkmaması affedilecek gibi değil. Hakem için konuşmaya değmez. Iki takımın futbolcuları biraz art niyetli olsalar hakem maçı katledecekti. En büyük alkışta seyirciye. Bir anlamda, TS seyircisi Fenerbahçe ile barışmış oldu. Seyircinin centilmenliği çok güzel bir fakat kendi takımınlarını maç sonuna kadar desteklemeliydiler. Maç 1-0 iken seyirciden nerede ise ses gelmiyordu. Sonuçta kötü tezahurat yapmadanda kendi takımını destekleyebilirsin. Bunu Fenerbahçe seyircisi çok güzel yapıyor. Bir A. Bilbao maçlarını hatırlarsak seyircinin etkisini çok iyi görebiliriz. Yinede sahayı tıka basa doldurdukları için ve tel örgüsüz bir stadda olay çıkarmadıkları için seyirciye çok çok teşekkürler. Inşaallah böyle devam ederler. Böyle seyirciye her takımın ihtiyacı var. İnşaallah bir sonraki maçta Fenerbahçeli seyircilerde Avni Akere gelip centilmence maç seyrederler. Bu maç bunun hiçte zor olmadığını gösterdi. Daha önceki yazımda fair-play kazansın temennisinde bulunmuştum. Bu temennimi boş çıkarmayan herkese teekkürler. Bundan sonra Trabzonsporun yapacağı iş bir sonraki maçı düşünmek. Derbi maçlar üç sonuçlu maçlardır. Ikinci yarı rövanşı alırlar olur biter. Önemli olan ligi lider bitirmektir. Üç puanlı sistemde herşey mümkün. Bunun için geçen sezonu hatırlamak yeterli. Unutmadan 10 kişi kaldığı halde çok yüksek performans gösteren Fenerbahçeli futbolcuları canı gönülden tebrik ederim. Inşaallah Sparta Prag maçındada bu hırsı ve enerjiyi yakalarlar. Son söz: "Yiğidi Öldürmeden hakkını ögrendiğimiz gün mutlu bir gündür." Sevgi ile kalın
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder