Bugünki maç gerçekten çok ilginçti. Hem sevinç hem endişe vardı. Ilk 30 dakikada 2-0 öne geçilmesine rağmen son 6-7 haftada gol yemeyen defans çok garip bir gol yedi ve Denizlispor’u ateşledi. Ilk yarının sonlarına doğru yine duran bir toptan gol yenmesi hakikaten çok büyük bir şanssızlıktı. Defansta Musa ve Celaleddin açık vermelerine rağmen ciddi bir tehlikeye sebep olmadılar. Ikinci yarıya golle başlayınca tekrar heveslendim farklı galibiyet için ama Ziya Hoca’nın zeka kokan Ceyhun değişikliği geldi. Musampa’yı oyuna aldı. Iyi güzel dedim yavaş yavaş tekrar ısındırıyor Muşamba’yı. Bu sevincim Musampa’nın Ceyhun’un oynadığı mevkiye girişi ile çok büyük bir endişeye sebep oldu. Bu endişemde Denizlispor’un üçüncü golünün pasını Musampa’nın vermesi ile kanıtlandı. Yahu Musampa kim ortasahanın önünde oynamak kim. Adam geleli sadece bir kere 90 dakika oynamış. Kimin nerelere koşu yaptığından habersiz yada önemsemiyor. Ona oyun kuruculuk görevi verilir mi?. Asıl yapılması gerek Gökdeniz’i ortaya almak ve onu sola almaktı. Adam zaten sol kanat oyuncusu. Oyun kurucu Marcelinho’yu sola kilitle sol kanat oyuncusu Musampa’yı da oyun kurucu yap. Inanılmaz bir durum. En azından o bölgede rakibe top kaptırsa bile önlenmesi daha kolay. Yani Ziya hocanın ne yaptığını bir tek kendisi biliyor. Artık orası kesinleşti.
Ben yinede takım galip gelebildiği sürece bu tip oyuncu seçimlerine razıyım. En azından kabız futboldan yavaş yavaş kurtuluyoruz. Tabi bu Ziya hocadan çok oyuncuların sayesinde oluyor çünki sayın hocamız maçtan sonra 3 tane gol yiyen defansa yükleneceği yerde 4 tane gol atan forvet hattının defans yapmamasından yakındı. El insaf be. Bu insanlar hem sana 4 gol atacaklar hemde 7 kisilik defansına canla başla yardım edecekler. İşte o zaman kabız futbol ortaya çıkıyor anla artık bunu.
Celaleddin ve Musa her ne kadar canla başla mücadele etseler bile kesinlikle onlardan daha iyileri kadroda var. Özellikle çok iyi performans sergilemiş Çağdaş’ın kullanılmaması çok yanlış. Hem defansta hemde hücumda Celalleddin’den çok daha iyi Çağdaş. Dediğim gibi yinede galip gelen takımı bozmamak lazım futbolcuların öz güvenleri açışından fakat ilk beraberlik yada yenilgide hem Musa hemde Celaleddin yerlerini rahat kaptırırlar. Kaleci Tolga’ya gelince. Aslında çok yetenekli bir kaleci. Bugün çök talihsiz bir gol yemesi diğer pozisyonlardaki konsantrasyonunu etkiledi. Bunlar kaleciler için olan şeyler. Önemli olan takım arkadaşlarının ve hocanın ona destek olabilmesi ve moralinin bozulmaması. Volkan’ın bile performans olarak çok kötü olduğu bu dönemlerde Türk kalecilerine biraz daha iltimaslı olmamız lazım bence. Sonuç itibari ile yeteneksiz bir kaleci değil. Çoğu kalecinin çıkaramayacağı bir çok topu daha önceki maçlarda çıkarmıştı. Önemli olan arkadaşlarının onun yedikleri golden fazlasını atıp galip gelerek ona destek olmuş olması.
Şu anda takım defans ve önlibero olarak çok süper olmasa bile iyi durumda sayılır fakat ortadaki ofansif oyuncularda müthiş bir uyumsuzluk var. Özellikle Yattara ve Ceyhun’un arasında anlamsız bir çekişme var. Ceyhun en az 4 defa Yattara müsait koşuyu yapmış iken topu onun yerine başkasına attı yada kendisi kullandı. Gökdeniz Ceyhun’un kendisine pas atmadığı zaman “olur bunlar bazen” der gibi bir işaret yapıp Ceyhun’a moral verirken aynı hareket Yattara’dan gelince el kol haraketi ile Yattara’yı fırçaladı. Ziya hoca bazen oyunu okuyamıyor ama sahada rakip yerine kendi aralarında çekişen oyuncularını görünce Ceyhun kendisini saha dışında buldu. Ondan sonrada Yattara döktürmeye başladı. Hemde hep “tembeldir, 45 dakikadan sonra gücü kalmıyor” denen Yattara. Umut’a üç dört maçta almadığı kadar gol pası verdi. O da sağolsun gerekeni yaptı. Burada Ziya Doğan Ceyhun’u çıkarmak ile çok iyi yaptı ama yerine giren Musampa’nın kullanımı yine yanlıştı. Ziya Doğan’ın Ceyhun, Yattara, ve Gökdeniz’i yanına alıp (hatta Hüseyin’ide ekleyebilir) onlara Trabzonspor’un büyüklüğünü ve sahada kendi aralarında değilde rakiple didişmeleri gerektiğini anlatmalı. Aksi takdirde kaybeden yine bizler olacağız. Oyuna hamlesi ile bunun farkında olduğunu düşünmek istiyorum.
Son olarak ligteki puan durumuna bakıldığında önümüzdeki iki maçın ne kadar önemli olduğu görülüyor. Eğer bu iki maç alınır ise beşinci sıraya çıkma ihtimali var. Ondan sonra bu hız ile ilk üç bile zorlanabilir. Bu takımda bunu yapabilecek oyuncular mevcut. Önemli olan o oyuncuların uyumlu bir şekilde kullanılabilmesi. Onu da artık Ziya hocadan beklemek zorundayız. En azından sezon sonuna kadar….
Sevgiyle kalın.
Not: Bu hafta hakemler bir facia idi. Hangi maça bakarsan bak yanlış kararlar ile doluydu. Hem Ulusoy’cu denen takımlar hemde Ulusoy karşıtı denen takımlar bunlardan nasiplerini aldılar. Yani olayın Ulusoy’culuk ile alakası yok malesef. Malesef diyorum çünki Ulusoy gitse bile hakemlerin düzeleceği yok. Hele Fenerbahçe maçının hakemi tam bir facia idi. Ama yapacak bir şey yok Türkiye’deki hakemlik malzemesi bu kadar.
19 Şubat 2007 Pazartesi
11 Şubat 2007 Pazar
Büyüklük üzerine ve "Acaba?" sorusu
Büyüklük üzerine (Daha onceki bir yazımdan alıntıdır) Gelelim son zamanlarda bazı Anadolu kulüplerinin düşünmeden konuşan başkanlarının yada aslında buyuk takımlardan birisini tutan fakat memleket icabı bu takımlar hakkında yazı yazan yazarlarının Trabzonspor’un büyüklüğü hakkında konuşmalarına. Bunlara cevap Trabzonspor’un müzesindeki kupalar yeter ama herhalde bizim yönetim kötü ev sahibi olup müzemizi konuk takım yöneticilerine iyice gezdirmediler. Neyse madem müzeyi gezdiremediler burada iki üç istatistik vermek yetecektir lakin onlar ile tartışmaya girmek Trabzonspor’u küçültür. Efendim Trabzonspor’un birinci lige çıktığı 74-75 sezonundan başlayarak üç puanlı sisteme göre alınan puanlar karşılaştırıldığında sıralama şöyle. Fenerbahçe – 2049 Galatasaray – 1995 Beşiktaş – 1935 Trabzonspor – 1912 Görüldüğü gibi dört takımında topladığı puanlar birbirine çok yakın. Birisi bir kaç sezon kötü gitse sıralama rahat değişir. Peki başkanları büyüklük hakkında konuşan takımlara bir bakalım Altay - 984 Ankaragücü - 917 Bursa - 735 Adana - 527 Gaziantepspor - 487 Göztepe - 284 Kayserispor - 228 Bu takımlardan başkanı konuşan Bursa, Ankaragücü, Gaziantep, ve Kayserispor’a baktığınız zaman amaçlarının bir haksızlığı ortaya çıkarmak değil sadece mide bulandırmak olduğunu görürsünüz kaldı ki bugünki havuz sisteminide kendileri onaylamıştır. Eğer büyüklükten dolayı ayrıcalık söz konusu ise Beşiktaş, Galatasaray ve hatta Fenerbahçe’nin de büyüklüğünü sorgulamalılar çünki rakamlara baktığımızda dört büyüklerin aralarında büyük farklılıklar yok. En büyük fark üç Istanbul takımının arkasında kocaman bir ulusal basının olması. Ulusal basın diyorum çünki Trabzon hariç her ilde onlara hizmet eden cemiyet, dernek, yada gazete var. Zaten problemin kaynağıda bu. Eğer bu konuda konuşan başkanlara bakarsanız bu Istanbul’un üç büyük takımından birisini tuttuklarını görürsünüz. Şu anda ufak bir takımın başkanlığını yaparak staj yapmaktadırlar. Sırf bu fark bile onların büyük bir takım olmalarına engeldir çünki henüz kendi kafalarında büyük olamıyorlar. Son bir istatistik ile büyüklük konusunu kapatalım. Aşağıdaki tablo dört büyük takımın ilk dört içinde kaç defa birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü olduğunu gösteriyor. Burada da arada çok büyük fark yok ve tablo bir kaç sezonda değişebilir ama bu istatistiklere ulaşabilecek başka bir takım olmadığı da çok açık. Gönül isterki Kayserispor, Gaziantepspor, ve Gençlerbirliği gibi takımlarımızda ligten düşmeyi tarihlerinden silsinler ve benzer bir istatistik yakalasınlar. Ondan sonra konuşurlarsa konuşsunlar. Takım 1. 2. 3. 4. Toplam Galatasaray 9 6 8 4 27 Fenerbahçe 9 10 5 1 25 Trabzonspor 6 7 6 5 24 Beşiktaş 7 7 4 4 22 Umarım bu istatistikler biraz olsun bazılarını uyandırır kaldıki havuz sisteminde büyüklüğe göre verilen pay başarıya göre verilen paydan çok daha azdır. Trabzonspor’un büyüklükten dolayı aldığı payı geri kalan Anadolu takımlarına bölerseniz takım başına bir kaç yüz bin dolar düşer ki bunu başarıları ile çok rahat kapatırlar. Dediğim gibi olay adalet aramak falan değil. Malesef, olayın büyük çoğunluğu gündem yaratmak geriye kalanıda çekememezlik ve kıskançlıktan ibaret. Son olarak büyüklük üzerine bir iki söz. Trabzonspor 4. büyük değildir 4 büyük takımdan birisidir. Yapılan degerlendirmeye göre ilk dört içinde yeri değişir. Trabzonspor'un 4. büyük olacağım diye hiç bir zaman derdi olmamıştır lakin böyle bir düşünce büyüklük tanımına aykırıdır.
Geçen yazımda Ziya hocamızın basından gelen eleştirileri duyduktan sonra bir kere de “acaba?” diye kendisine sormasını tavsiye etmiştim. Bu kadar çok insanın aynı şeyleri söylemesini Ziya Doğan inadı bile kaldıramaz demiştim. Kaldıramadı da. Peki ne yaptı sayın hocamız? Aslında pek bir şey yapmadı. Kadro açısından herşey aynı fakat dün dediğimiz gibi hücum oyuncusu sayısından çok onların ve diğer oyuncuların ne yaptığı önemliydi. Forvet hattı bildiğimiz gibi idi. Yattara ve Gökdeniz her zamanki güzel futbollarını sergilediler ama daha önce dediğimiz gibi onlar golcü değiller. Iki golü atan Ceyhun’da aslen golcü değil ama Yattara ve Gökdeniz’e göre topu istediği adrese daha iyi yolluyor sadece. Yani bugün ki maçta ortasaha ve hücum hattı geçen maçın ikinci yarısı gibi idi. Ondan ileri gidemediler. Beni “Ziya Doğan “acaba” mı dedi” dedirttiren nokta defans bloku ile alakalı idi. Bu bölgede oyuncular daha önceki maçlarda hep çakılı oynuyorlardı. Bu oyun sonucu toplar defanstan hücuma şişiriliyordu. Bu konuda onları şuçlayamıyordum bile çünki oyun sistemi gereği defanstan çıkamıyorlardı. Bugünki maçta Erdinç ve Risp devamlı ortasahaya yakın oynadılar. Hatta Ayman yada Hüseyin ileri çıktığında yada defansa geldiklerinde onlar ileri çıkıp ön liberoluk yaptılar. Ayrıca kenarlardaki Musa ve Celaleddin’de ileri bindirmelerde hiç tereddüt etmediler. Bu tarz oyun Ayman ve Hüseyin’e sahanın her yerinde özgürce topa basma fırsatı verdi. Böylece Hüseyin’den Zidane vari hareketler gördük ve öz güven çok yüksek noktalara çıktı. Defans bloğuna ve Hüseyin Ayman ikilisine sadece şapka çıkarılır. Tabi sonunda oyun tarzını değiştirip (en azından defans ve önliberoda) fazla defans oyuncusu ile bile hücum oynanacağını kabullenen sayın Ziya Doğan’a da şapka çıkarılır. Defans ve önliberoları beğendik ve ilerisi için ışık veriyorlar ama ortasaha ve hücum hattındaki oyuncularda hala problemler var. Çarkları beraber işletemiyorlar. Iki problem var bu bölgede. Birincisi aralarında uyum yok denecek kadar az. Ikincisi de Gökdeniz, Ceyhun ve Yattara nerede ise aynı özellikli oyuncular. Bu çözülmesi zor bir problem değil ama hayatı boyunca golü önlemek için çalışmış bir teknik adamın bunu nasıl çözeceğini hep beraber göreceğiz. Eğer bu problemin çözümünü Ceyhun’un gol atması ile çözmeyi hayal ediyorsa işimiz çok zor çünki bu her zaman bizi kurtarmaz. Yine bize yedekleri göklere çıkartıyor diyecek ama ben hala şu Cem Demir’in bu formsuz forvette oyuna nasıl sokulmadığını anlamış değilim. Hemde herkesin yakalandığı gribe yakalanmamış olmasına rağmen son 10 dakika bile oyuna alınmaması tam bir Ziya Doğan klasiğiydi. Bakalım Gaziantepspor kupa maçında oynayacak mı? Dediğim gibi oyun hala çok üst düzeyde değildi. Sadece Ceyhun’un şutları hefedini bulduğu için galibiyet geldi. Bu arada Yattara ve Gökdeniz’in hakkını yemiyelim. Ikiside çok çalıştılar ve şansları yanlarında değildi. Yanlız Umut’un bir aşırtma denemesi hariç gol tehlikesi yaratamaması düşündürücü. Gerekten çok çalışıyor ama bir türlü son vuruşları yapamıyor. Onun Cem gibi dağıtıcı bir partnere ihtiyacı var. Umut’un partneri Ersen olamaz. En azından iki forvet oynanan oyunlarda yanına biraz daha hareketli birisi konmalı ki boş alanlar bulabilsin. Herşeye rağmen Ziya Doğan hocamız sonunda inadını kırıyor galiba. En azından savunma ve ön liberoların hücuma çıkmalarını engellemedi. Bu en azından bir umut olduğunu gösterdi. Inşaallah hocamız “acaba?” sorularını sıkça sorar kendisine bundan sonra. Hakem genelde iyiydi. Sadece yan hakemin Hasagiç’in dışarı çıkmasını önlediği topu korner olarak değerlendirmesi hakikaten bir vahiy gelme olayı gibiydi. Onun haricinde ciddi bir hata yapılmadı. Tabi bunda iki takımın oyuncularının iyi niyetleride etkiliydi. Bu konuda başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Hakemlerimiz medyada hakikaten çok haksız olarak hırpalanıyorlar. Bu hafta Beşiktaş ve Fenrebahçe maçlarında ceza sahası içinde elle oynama vardı. Şimdi bu birbirine çok benzer pozisyonun birisi bir Istanbul takımın aleyhine diğeride başka bir Istanbul takımının lehineydi. Burada medyanın Istanbul takımları tarafından nasıl baskı altında tutulduğu ortaya çıkıyor. Beşiktaş’ı yazan yazarların çoğu rakip cezaalanındaki pozisyonu penaltı olarak değerlendirdi. Bu pozisyonun benzeri FB maçında oldu ve neredeyse bütün FB yazarları penaltı değil dedi. Bu basit karşılaştırma bile medyanın Anadolu takımlarına karşı nasıl bir baskı kurduğunun bir göstergesi. Kendi lehlerine olduğu zaman başka aleyhlerine olduğu zaman başka davranıyorlar ve bunu milletin gözünün içine baka baka yapıyorlar. Tabi her iki takım yazarlarından bir kaç tanesi bu değerlendirmenin dışında. Böyle bir medya baskısı altında hakemler ne yapsın. Ne yapsalar yaranamıyorlar. Istanbul takımlarına çalışmaları da bir işe yaramıyor çünki diğer Istanbul takımları ağlamaya başlıyor ve tartışma hangi Istanbul takımına daha çok iltimas geçildiği üzerine yoğunlaşıyor ki bu geldiğimiz seviyenin derinliğini gösteriyor. Anlayana… Sevgiyle kalın.
Geçen yazımda Ziya hocamızın basından gelen eleştirileri duyduktan sonra bir kere de “acaba?” diye kendisine sormasını tavsiye etmiştim. Bu kadar çok insanın aynı şeyleri söylemesini Ziya Doğan inadı bile kaldıramaz demiştim. Kaldıramadı da. Peki ne yaptı sayın hocamız? Aslında pek bir şey yapmadı. Kadro açısından herşey aynı fakat dün dediğimiz gibi hücum oyuncusu sayısından çok onların ve diğer oyuncuların ne yaptığı önemliydi. Forvet hattı bildiğimiz gibi idi. Yattara ve Gökdeniz her zamanki güzel futbollarını sergilediler ama daha önce dediğimiz gibi onlar golcü değiller. Iki golü atan Ceyhun’da aslen golcü değil ama Yattara ve Gökdeniz’e göre topu istediği adrese daha iyi yolluyor sadece. Yani bugün ki maçta ortasaha ve hücum hattı geçen maçın ikinci yarısı gibi idi. Ondan ileri gidemediler. Beni “Ziya Doğan “acaba” mı dedi” dedirttiren nokta defans bloku ile alakalı idi. Bu bölgede oyuncular daha önceki maçlarda hep çakılı oynuyorlardı. Bu oyun sonucu toplar defanstan hücuma şişiriliyordu. Bu konuda onları şuçlayamıyordum bile çünki oyun sistemi gereği defanstan çıkamıyorlardı. Bugünki maçta Erdinç ve Risp devamlı ortasahaya yakın oynadılar. Hatta Ayman yada Hüseyin ileri çıktığında yada defansa geldiklerinde onlar ileri çıkıp ön liberoluk yaptılar. Ayrıca kenarlardaki Musa ve Celaleddin’de ileri bindirmelerde hiç tereddüt etmediler. Bu tarz oyun Ayman ve Hüseyin’e sahanın her yerinde özgürce topa basma fırsatı verdi. Böylece Hüseyin’den Zidane vari hareketler gördük ve öz güven çok yüksek noktalara çıktı. Defans bloğuna ve Hüseyin Ayman ikilisine sadece şapka çıkarılır. Tabi sonunda oyun tarzını değiştirip (en azından defans ve önliberoda) fazla defans oyuncusu ile bile hücum oynanacağını kabullenen sayın Ziya Doğan’a da şapka çıkarılır. Defans ve önliberoları beğendik ve ilerisi için ışık veriyorlar ama ortasaha ve hücum hattındaki oyuncularda hala problemler var. Çarkları beraber işletemiyorlar. Iki problem var bu bölgede. Birincisi aralarında uyum yok denecek kadar az. Ikincisi de Gökdeniz, Ceyhun ve Yattara nerede ise aynı özellikli oyuncular. Bu çözülmesi zor bir problem değil ama hayatı boyunca golü önlemek için çalışmış bir teknik adamın bunu nasıl çözeceğini hep beraber göreceğiz. Eğer bu problemin çözümünü Ceyhun’un gol atması ile çözmeyi hayal ediyorsa işimiz çok zor çünki bu her zaman bizi kurtarmaz. Yine bize yedekleri göklere çıkartıyor diyecek ama ben hala şu Cem Demir’in bu formsuz forvette oyuna nasıl sokulmadığını anlamış değilim. Hemde herkesin yakalandığı gribe yakalanmamış olmasına rağmen son 10 dakika bile oyuna alınmaması tam bir Ziya Doğan klasiğiydi. Bakalım Gaziantepspor kupa maçında oynayacak mı? Dediğim gibi oyun hala çok üst düzeyde değildi. Sadece Ceyhun’un şutları hefedini bulduğu için galibiyet geldi. Bu arada Yattara ve Gökdeniz’in hakkını yemiyelim. Ikiside çok çalıştılar ve şansları yanlarında değildi. Yanlız Umut’un bir aşırtma denemesi hariç gol tehlikesi yaratamaması düşündürücü. Gerekten çok çalışıyor ama bir türlü son vuruşları yapamıyor. Onun Cem gibi dağıtıcı bir partnere ihtiyacı var. Umut’un partneri Ersen olamaz. En azından iki forvet oynanan oyunlarda yanına biraz daha hareketli birisi konmalı ki boş alanlar bulabilsin. Herşeye rağmen Ziya Doğan hocamız sonunda inadını kırıyor galiba. En azından savunma ve ön liberoların hücuma çıkmalarını engellemedi. Bu en azından bir umut olduğunu gösterdi. Inşaallah hocamız “acaba?” sorularını sıkça sorar kendisine bundan sonra. Hakem genelde iyiydi. Sadece yan hakemin Hasagiç’in dışarı çıkmasını önlediği topu korner olarak değerlendirmesi hakikaten bir vahiy gelme olayı gibiydi. Onun haricinde ciddi bir hata yapılmadı. Tabi bunda iki takımın oyuncularının iyi niyetleride etkiliydi. Bu konuda başka bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Hakemlerimiz medyada hakikaten çok haksız olarak hırpalanıyorlar. Bu hafta Beşiktaş ve Fenrebahçe maçlarında ceza sahası içinde elle oynama vardı. Şimdi bu birbirine çok benzer pozisyonun birisi bir Istanbul takımın aleyhine diğeride başka bir Istanbul takımının lehineydi. Burada medyanın Istanbul takımları tarafından nasıl baskı altında tutulduğu ortaya çıkıyor. Beşiktaş’ı yazan yazarların çoğu rakip cezaalanındaki pozisyonu penaltı olarak değerlendirdi. Bu pozisyonun benzeri FB maçında oldu ve neredeyse bütün FB yazarları penaltı değil dedi. Bu basit karşılaştırma bile medyanın Anadolu takımlarına karşı nasıl bir baskı kurduğunun bir göstergesi. Kendi lehlerine olduğu zaman başka aleyhlerine olduğu zaman başka davranıyorlar ve bunu milletin gözünün içine baka baka yapıyorlar. Tabi her iki takım yazarlarından bir kaç tanesi bu değerlendirmenin dışında. Böyle bir medya baskısı altında hakemler ne yapsın. Ne yapsalar yaranamıyorlar. Istanbul takımlarına çalışmaları da bir işe yaramıyor çünki diğer Istanbul takımları ağlamaya başlıyor ve tartışma hangi Istanbul takımına daha çok iltimas geçildiği üzerine yoğunlaşıyor ki bu geldiğimiz seviyenin derinliğini gösteriyor. Anlayana… Sevgiyle kalın.
9 Şubat 2007 Cuma
Ziya Do�an’�n H�cum Takdi�i
Say�n hocam�z Ziya Do�an d�n bas�n toplant�s� d�zenledi ve tak�m�n oyunu ve gelece�i hakk�nda g�r�lerini a�klad�. Ayr�ca medyada as�ls�z bir �ekilde Trabzonspor’un savunma a�rl�kl� oynand�n�n s�ylendi�ini a�klad�. Ona g�re Trabzonspor ligin en �ok h�c�m g�c� y�ksek oyuncular�ndan kuruluymu� ve kadrosuda buna uygunmu�. Bu tespit o kadar ezilmi�lik kokuyor ki insan�n yorum yapas� bile gelmiyor. �ncelikle Trabzonpsor’umuzda h�cum g�c� y�ksek futbolcu bollu�u oldu�unu b�rak�n Trabzon’daki insanlar� T�rkiye’nin herhangi bir yerindeki insan bile biliyor. Bunu yeni bir bulu� gibi s�ylemek abesle i�tikaldir. Ayr�ca ele�tirilen nokta ka� h�cum oyuncusunun kadroda oldu�u de�ildir. Ele�tiri bunlar�n ilk 11’e nas�l da�t�ld� ve saha i�inde nas�l g�revlendirildi�idir. G�kdeniz ya da Yattara gol atabilirler ama as�l g�revleri assist yapmakt�r. Kald�ki Yattara ve G�kdeniz bile �o�u zaman h�cuma d�n�k oynamad�lar yada oynayamad�lar. Bak�n inceliyelim beraber say�n hocam. E�er 4-4-2 dizili�inde sahaya �k�yorsan �ift santrafor oynat�yorsun demektir. Bunlar�n gol atabilmesi i�in ortasahadan bunlara assist yapacak oyuncular�n olacak h�cum g�c�n olmas� i�in. Ortasahada zaten iki �n liberon oluyor (H�seyin Ayman) ve ikiside defansif (bazen bu say� 3 bile oluyor ama oraya hi� girmeyece�im). Onlar�n soluna Mustafa Ke�eli’yi koydun ve nerede ve nas�l oynad� belli olmayacak bir oyun tarz� sergiledi Musafa. Yetmi� k�s�r dakika dayanabildi�ine g�re o taktidi�i sen verdin demektir. Ortan�n sa�na da G�kdeniz’i koyup Yattara’y� forvet kayd�rd�n. Bir ba�ka ma�ta Yattara’y� b�y�k bir oyun zekas� ile solda oynatt�n ve ofansif olarak bir �ey g�remedik. Yani bu sistemde senin ofansif olabilecek oyuncu say�n 4. Bunlar�n ikisi ortasahan�n sa� ve solunda ikiside forvette. Ortasaha’daki oyuncular� ofansif yapmay� b�rak sen Yattara’y� forvete kayd�rarak forvet hatt�n� kendi ellerinle zay�flatt�n. Yani bu d�rt oyuncunun birisi forvetti sadece. Yani oyuncular�n yetenekleri ofansifti ama senin onlar� oynat� bi�imin onlar�n bu g�lerini g�stermesine bir engeldi. E�er sistemin 4-5-1 ise yani tek forvetin var ise. Orta sahada 3 oyuncu se�imin var lakin ikisi zaten �n liberolar�n. �imdi Ceyhun’da geldi�ine g�re bu 3 oyuncu Ceyhun Yattara ve G�kdeniz olmak zorunda ve G�kdeniz ve Yattara’dan birisi sola hapis olacak. Tabi buraya Musampa’y� yerle�tirmek gibi yararl� bir �eyi d�nemez isen. Sonu�ta her iki sistemde de senin tak�m�nda en fazla 4 ofansif oyuncun olacak demektir. Bunlar�n birisini Mustafa’ya yada ona benzer bir oyuncuya harcad�n zaman geriye � oyuncu kal�yor. Bu kadar �ok h�cumcunun oldu�u bir kadrodan sadece 3 oyuncu se�eceksin ve ba�ar�l� olacaks�n. Art�k bunuda beceremiyorsak aynan�n kar��s�na ge�ip kendimizi sorgulamam�z laz�m. En az�ndan oynanan ma�lar� kendi tak�m�n de�ilmi� gibi izleyip hatalar�n� bulabilmen laz�m. Teknik adaml�k bu gibi durumlarda ortaya �kar. S�k�nt�l� zamanlarda k�k hamlelerle durumu kurtarabilen hoca b�y�k hocad�r. Yoksa oyunculara a��r� kondisyon y�kleyip dilleri d�ar� f�rlayana kadar ko�malar�n� sa�layacak bir s�r� insan bulunur. Hatta atletizm yada k�sa mesafe ko�u antren�rleri �ok daha ba�ar�l� olabilir. En son olarak bas�n�n oynamayan futbolcular� g�klere �kard�n� s�ylemi� say�n hocam�z. Ben sadece birisini �rnek al�p bir sebep sonu� resmi �izmek istiyorum. Mesela Musampa yada baz�lar�n�n dedi�i gibi Mu�amba. Bu futbolcu sezon ba��nda al�nd� ve daha do�ru d�zg�n 90 dakika oynam�l� yok. Bu oyuncunun hala g�s�z oldu�u konu�uluyor. �imdi de grip oldu. E�er bir futbolcu bir yar� sezon boyunca form tutam�yorsa bunun iki sebebi vard�r. Birincisi futbolcu oynamak istemiyordur. Ikinciside teknik adam onu kadroda d�nm�yordur ve form tutmas� i�in bir �ey yapm�yor demektir. �imdi tam 4 ayda form tutturulamam� bir futbolcun varsa ve bu senin D�nya y�ld�z� diye ald�n futbolculardan birisi ise burada bir yanl�l�k yoktur demek millete geri zekal� demekle e� anlaml�d�r. Madem her�ey ekonomide bitiyor. Bu futbolcuya 1 milyon Euro pe�in paray� verenler bu futbolcunun oynamas�n�da sa�layabilmeli. Uzun zamand�r akl�m� kurcalayan bir �ey daha var. Ziya Do�an hoca Trabzonspor’u �al�t�rd� sure boyunca Afrikal� futbolcular� oynatmamak gibi bir saplant�n�n i�ine d�yor. Bunun bir �rk�l�k oldu�unu d�nm�yorum ama onlar�n tembel oldu�u saplant�s� oldu�u a�k. Asl�nda bunu a�k�a belirtti�i zamanlarda oldu. �imdi ligteki di�er Afrika k�kenli futbolculara bak�yorum hepsi canavar gibi sava��yor sahada. Ister Song’a bak�n ister Appiah’a bak�n b�t�n Afrika’l�lar canla ba�la sahada ko�turuyorlar. Demekki orada da bir sorun var. Musampa’n�n oynad� bir ma� seyretmi� birisi olarak onun tembel olabilece�ini hi� sanm�yorum. Olsa olsa moralsiz ve tak�m�n oyun sisteminden memnun de�ildir Symek gibi. Her zaman adil oldu�unu s�yleyen birisi olan Ziya hocan�n benim oyuncular benim olmayan oyuncular diye kafas�nda ay�r�m yapt� kesin. Yoksa kendisini tersleyen Mustafa bir sonraki ma�ta daha uzun s�re sahada kalamazd�. Her neyse bunlar� burada hi� s�ylememek isterdik ama Ziya hocam�z bas�na bir anlamda bize y�klenince mecbur kald�k. Ben sadece bir �ey s�yl�yorum: Hocam bu tak�m�n ba�ar�s�n� en az senin kadar biz de istiyoruz ve bekliyoruz. Dolay�s� ile bizim yapt�m�z ele�tirileri ciddiye al�p en az�ndan “acaba” sorusunu kendine sor aksi takdirde hep beraber �kece�iz. Trabzonspor k�me d�mez ama e�er alt s�ralardan kurtulamazsak senin ve y�netimin k�me d�ece�i kesin. Zaten o y�zden Marcelinho’yu sat�p b�t�e denkleme derdine d�medimi y�netim. Son olarak Marcelinho’yu 6-7 ma� forvet arkas� oynatt�n� s�ylemi�sin. Cok yaz�k diyorum sadece. Herhalde idmandaki �ift kale ma�lar�n�da sayd�n. Bu kadar da olmaz ki. B�t�n ma�lar� bizde izliyoruz. Marcelinho’nun solda �r�mesine sesiz kalmay�p buradan hep ba�rmad�k m� Herhalde keyfimizden ba�rd�m�z� d�n�yorsun. O zaman bir yorum yapmad�nda futbolcunun kendisi bunu s�yleyince neden yorum yap�yorsun. Neyse umar�m akl�n� ba��na toplar ve Ceyhun ile Musampa’y� bir �ekilde tak�ma yararl� olacak hala getirirsin. Hatta baz� ma�larda sadece H�seyin yada Ayman kals�n �n liberoda nas�l olsa defans� sa�lama ald�n ligteki b�t�n iyi defans oyuncular�n� toplayarak. Tek �n libero ile bile bu i� y�r�yebilir. Istersen T�rkiye milli ma�n� bir daha seyret belki bir ka� yeni taktik �renirsin tek liberolu sistem hakk�nda. Allah r�zas� i�in Trabzonspor’u �u kab�z futboldan kurtar da ba�ka bir �ey istemiyorum. Sevgiyle kal�n.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)